Pazar Keyfi İçin İdeal: Kakaolu Kek

Bazı kelimeler vardır, herkes için farklı anlamlar içerir. Pazar da onlardan biri. Kimisi için keyiftir pazar; gezmek tozmak, yeni yerler görmek, yeni maceralara atılmak için benzersiz bir fırsattır. Kimisi için tembelliktir; bütün gün pijamayla oturmak, o koltuk senin bu kanepe benim yuvarlanmak, gerekirse Friends’in Chandler’ı gibi hareket dahi etmemektir. Kimisi için kahvaltıdır; uzun ve keyifli masalar, bol çeşitli peynirler, sucuğun yağına ekmek banmalar… Ancak ne olursa olsun, garibim beyaz yakalının dönüp dolaşıp geleceği, o bembeyaz yakasını bir türlü bırakmayan nokta hep bellidir: Pazar sendromu.

Bugünden itibaren, nacizane Pazar sendromunuzu hafifletmeye çalışacağım. Tamam iddialı bir giriş oldu, kabul ediyorum. Ancak güzel bir yemek ve eşlikçisi olabilecek güzel bir filmle aslında o sendromu Pazar keyfine çevirmek son derece mümkün.

Düşündüm taşındım, bir pazar gününü daha keyifli hale ne getirebilir diye. Sonunda annelerimizin çocukken yaptığı türden, klasik mi klasik bir kakaolu kekte karar kıldım. Hani şu annelerimizin bizi okul dönüşü karşıladığı, kokusu komple mahalleyi saran türden bir kek.

Malzemelerimiz:

1 Paket Margarin (250 gr)

3 Yumurta

1,5 Su Bardağı Şeker

1 Su Bardağı Süt

3,5 Su Bardağı Un

1 Paket Vanilya

1 Paket Kabartma Tozu

3 Yemek Kaşığı Kakao

Keki yapacağımız kalıbı seçtikten sonra, bir fırça yardımıyla yağlıyoruz. Mümkün olduğunca silikon fırça ve silikon spatula tercih etmek daha sağlıklı olacaktır, bunu da püf noktası olarak belirtelim.

Margarini ocağımızın elverdiği en kısık, en minnak ateşte eritiyoruz. Kısık ateş olmasının sebebi, çok çabuk eriyip yanması riskini ortadan kaldırmak. Ben genelde Teremyağ tercih ediyorum, ama diğerleriyle de gayet güzel oluyor tabi ki. Eriyen margarini kenara alıp biraz soğumasını bekliyoruz. Beklerken de genişçe bir çırpma kabında, ilk olarak şekeri ve yumurtaları çırpıyoruz.

Ardından sütümüzü ekleyip, çırpmaya devam ediyoruz. Bundan sonra da artık yeteri kadar soğumuş olduğunu tahmin ettiğim margarini ekleyebiliriz. Çırpma işlemi sırasında margarini ara ara kontrol etmekte fayda var, çünkü tekrardan donmaması gerekir. Bu nedenle çok da uzun bekletmiyoruz, sadece yumurtaları pişirmeyecek kadar soğumuş olması yeterli. Yine de tedbir için azar azar ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz, ne olur ne olmaz, özene bezene yaptığımız kekin içinde katı yumurta görmek istemeyiz sonuçta.

Katı demişken, artık katı malzemelere geçme vaktimiz gelmiş oluyor. Unla başlayabiliriz, ancak tavsiyem ilk etapta unun sadece yarısını eklemeniz. Malum unumuz kekin sertlik derecesini belirliyor, bu yüzden diğer malzemeleri zevkimize göre ekledikten sonra  kalan unu en sona bırakıp, kıvamı kontrol ederek azar azar eklemek en iyisi. Keza her zaman 3,5 bardağa gerek kalmıyor, bazı durumlarda 3 bardak da yetebiliyor. Bu yüzden unun yarısını kabımıza ekleyip, üzerine kabartma tozunu döküyoruz. Burada da küçük bir püf noktamız var: kabartma tozunun hemen üzerine birkaç damla limon veya sirke dökersek daha güzel kabarıyor, kekimiz pofidik pofidik oluyor. Merak etmeyin, onca malzemenin içinde ne limonun ne sirkenin tadı asla hissedilmiyor.

Limonu veya sirkeyi damlattıktan sonra birkaç saniye bekliyoruz, ki bu esnada aşağı yukarı fotoğraftaki gibi bir görüntünün ortaya çıkmış olması lazım.

Bu baloncukları gördükten sonra gönül rahatlığıyla çırpmaya devam edebiliriz.

Vanilya ve kakaonun da tamamını ekledikten sonra, artık çırpmaya devam ederek, kalan unumuzu yavaş yavaş yediriyoruz kekimize. Dediğim gibi unun tamamını kullanmak mecburi değil, eğer ben kekimi yumuşak seviyorum diyorsanız azaltmakta serbestsiniz.

İdeal kıvamını alan kekimizi, güneşin altında yatan ikoncanlar misali yağlı haliyle bir köşede yatmakta olan kalıbımıza döküyoruz.

Bu tarifin en güzel yanı, son derece özgür bir tarif olması.Malzemelerle istediğiniz gibi oynayabilir, lezzetini kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Özellikle bu son aşamada, ceviz veya damla çikolata eklerseniz sonuç çok güzel olabiliyor. Ancak çikolata ekleyecekseniz şekeri baştan daha az koymakta fayda olabilir, bunu da unutmayalım.

Artık kekimizi fırına verebiliriz. 180 derece fırında pişmesi bir saate yakın sürüyor, bu süre de bize ortalığı toparlamak, çırpma kabının dibinde kalan artıkları çaktırmadan yemek, çayımızı demlemek ve ayağımızı uzatıp şöööyle bir oturmak için yeter de artar bile 🙂 Tabi her fırının performansı tam olarak aynı olmadığından, kekimizi ara ara kontrol etmek lazım. Bıçak veya kürdan batırarak bu kontrolü yapabiliriz.

Yok ben uğraşamam diyorsanız işinizi daha da kolaylaştırayım, fırından çıkarırken böyle görünüyorsa pişmiş demektir 🙂

Şimdi işin keyifli kısmına geçebiliriz işte: çayımız ve sıcak sıcak kekimizle beraber, pazar filmimizin karşısına kurulmak.

Haftanın Film Tavsiyesi: Saving Mr Banks. Tam da bir pazar gününe yakışır, son derece keyifli, insanın ağzında kakaolu kek gibi pozitif tatlar bırakan bir film.

Keyifli pazarlar! 🙂

One Comment on “Pazar Keyfi İçin İdeal: Kakaolu Kek”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five − 5 =