Ezogelin Çorbası: Hikayesi De Lezzeti Gibi

Hikayesi olan her şeyin ayrı bir güzel olduğu doğrudur, tıpkı ezogelin çorbası gibi. Bazı yemeklerin ardından öyle güzel hikayeler çıkar ki yemeğin lezzetiyle bütünleşir, adeta o yemeğe farklı bir anlam katar. Ezogelin çorbası da bu yemeklerden biri. Hikayesi de Gaziantep’in bir köyünde, 1900’lerin başında geçiyor. O zamanlar köyün birinde yaşayan, güzelliğiyle nam salmış bir Zöhre kız varmış. Köy halkı bu kıza güzel anlamına gelen Ezo dermiş. Zöhre kız günün birinde sevdiği adamla evlenmiş, çok da mutluymuş, ancak zamanla araları bozulduğu için ayrılmak zorunda kalmış. Yıllarca kimseyi istememiş, ancak yıllar sonra ailesinin ısrarıyla berdel usulü bir evlilik yapmış. Bu evlilik sonucunda da Suriye’nin bir köyüne yerleşmek zorunda kalmış. Yıllarca memleket hasreti çeken Ezo Gelin’in hikayesi acıklı bitse de, ondan geriye hamaratlığı sayesinde hem evdeki malzemeleri, hem de acısını ve sevgisini katarak yaptığı bu güzelim çorba kalmış.

Ezogelin çorbası kışın içildiğinde, içeni kemiklerine kadar ısıtmak gibi bir özelliği var. Hem sıcak hem de biraz acı olmasından dolayı çoğu evde kış aylarının vazgeçilmezidir bu çorba. Ben bugün sizlere bizim uyguladığımız ölçülerle tarifini vermek istiyorum. Yapımında biber salçası kullandığımız için, yerken ayrıca acı biber eklemeye pek gerek olmuyor. Tabi acıyı aşırı seviyorsanız onu bilemem ama bence sözüme güvenin, sonuçta bir Antepli söylüyor bunları 🙂

Hazırsanız tarife geçelim:

Ezogelin Çorbası

Malzemeler

2 Yemek Kaşığı Mısırözü Yağı

1 Büyük Soğan

1 Su Bardağı Kırmızı Mercimek

1 Kahve Fincanı İnce Bulgur

1 Kahve Fincanı Kırık Pirinç

1 Yemek Kaşığı Domates Salçası

1 Yemek Kaşığı Acı Biber Salçası

1 Tatlı Kaşığı Tuz

Yaklaşık 2 Litre Su

Kuru Nane (Üzeri İçin)

Yapılışı

Ezogelin çorbası için gördüğünüz gibi birden fazla bakliyat kullanacağız, bu nedenle hepsini önden hazırlayıp bir kenarda tutmakta fayda var. Öbür türlü su kaynayınca ne yapacağımızı şaşırıp, elimiz ayağımıza dolaşabilir. Mercimek ve pirinci yıkayarak kullanacağız, bu yüzden ikisini ayrı ayrı süzgeçlere koyalım ve hazırladığımız bulgurla beraber bir kenarda beklemeye alalım.

Soğanı soyalım, yıkayıp yemeklik doğrayalım. Çorba tenceresine mısırözü yağı ve soğanı koyup orta ateşte kavurmaya başlayalım. Soğanın rengi dönmeye başlayınca önce tuzu, ardından domates salçası ve acı biber salçasını ekleyip kavurmaya devam edelim. Salçalar ve soğanlar tencerede biraz daha beraber dönüp dans ettikten sonra tencereye suyumuzu da ekleyelim, ardından ateşi biraz daha kuvvetlendirip suyun kaynamasını bekleyelim. Suyumuz kaynamaya başladığında mercimek ve pirinci sudan geçirip yıkayalım. Küçük bir püf noktası: Pirinç kullanılan yemeklerde pirincin nişastasını iyice akıtmak gerekiyor. Pirinci ilk yıkamaya başladığınızda koyu renkli bir su aktığını göreceksiniz, o suyun rengi açılana kadar yıkamakta fayda var.

Yıkama işlemi de bitince tüm bakliyatları tencerede kaynayan suya ekleyelim. Tencereyi şöyle bir karıştırıp tekrar kaynamaya bırakalım. Kaynadıktan sonra da altını kısıp, kapağı hafif aralık kalacak şekilde kapatarak pişmeye bırakalım. Daha önceki çorba tariflerinden de bildiğimiz gibi, kapağını tamamen kapatırsak çorbanın köpürme riski var, bu yüzden yarı aralık bırakmak gerekiyor.

Bundan sonra yapacağımız tek şey, baklagillerin hepsi yumuşayana kadar çorbayı pişmeye bırakmak. Bu çorbanın en güzel tarafı kendi halinde pişebilmesi, misal bir domates çorbasında olduğu gibi sürekli karıştırmak gerekmiyor. Tenceredeki bütün bakliyat tamamen yumuşayıp yenebilecek kıvama geldiğinde çorbamız da hazır demektir. Artık ocağı kapatıp, içine bolca kuru nane ekleyip servise hazır hale getirebiliriz.

Tebrikler, nurtopu gibi bir ezogelin çorbası yaptınız 🙂

Bu tarif kışın en sevdğimiz, en kurtarıcı tariflerimizden biri. Dediğim gibi soğuk havalarda kalorifer yutmuş gibi ısıtabilme özelliğinin yanında, içindeki çeşit çeşit baklagil sayesinde çok da besleyici. Özellikle kar kış bastırdığı zaman, buz gibi sokaklardan eve gelip de bu çorbayı ocakta kaynarken bulmanın verdiği mutluluk anlatılır gibi değil. Velhasıl önümüz kış, bu tariften bolca yapın, yaptırın.

Afiyet olsun! 🙂

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seventeen − 7 =